02 Şubat 2010 Salı

GÜZEL VE SÜRPRİZ BİR HEDİYE ALDIM::)

Bu gün kargodan bir paket getirdiler bana,paketin geldiği yer Ereğli gönderen'se değerli başkan sn.Selahattin GÜNEY Abimiz.Geçenlerde msn de bir sohbet esnasında avatar resmim olarak bu resmi koymuştum ama resmin üzerinde imza çizikleri mevcüttü resim ortaokulda okuduğum yıllardan kalma bir belgeden alıntı Selahattin abim bana gönderde şu çiziklerini tamir edeyim dedi bende resmi kendisine gönderdim,tabi rütüş yapıp bana geri iade etti çok memnün olmuştum bu resmi yine avatar resmi yapmıştım.

Bu gün gelen paketin içinden çerçevelenmiş resimle beraber 4 adet bal kremi bir sürüde blok not bana kargolanmıştı ,bloknotlar ve kremler için çok teşekkür ediyorum:)

ama şu portre varya onun için ne söyleyeceğimi bilemiyorum,hayatımda çok hediyeler alıp verdim ,ve hediye ve ikram etmeyi çok severim fakat selahattin başkanım bu inceliğin beni çok derinden etkiledi!!!!abi iyiki varsın çooook çooook teşekkür ederim ,boğazım düğümlendi ne diyecegimi inan bilmiyorum.

27 Ocak 2010 Çarşamba

RİZE'DEN KAR MANZARALARI VE BALIK ZİYAFETİ...

Merhabalar sevgili dostlarım;

Tüm türkiye'de olduğu gibi soğuk ve yağışlı hav Rize'mizide etkisi altına ladı.ocak 25 ve 26 kar yağışı olarak çok etkili geçti diyebiliriz . Bizim buralarda daha hiç üşümeden bi anda eksi dereceleri görmek enteresen bir durum oldu. Bende dururmuyum makinemi alıp hemen bu güzel anları ölümsüzleştirme adına keyifli bir çalışma yaptım,bu çalışmalarımdan bir kısmını sizlerle paylaşıyorum.Resim benim evin hemen önünden. Çayeli merkez'den bir enstantane. Harika bir deniz ve balıkçı takası. Bunun adı karadeniz dün oldukça sinirli bir hali vardı. Karadeniz köpürüyor bir taraftanda kar ona karşı koyar casına sıfır noktasına kadar belirginleşmişti. Harika ,sanki gelinlik giymiş mübarek,isteyen kartpostal yapabilir.:) Çevre yolundan bir çarşıya bakış tabii görüş karyağışı nedeniyle ne kadar varsa. Okadar güzel yağıyorki sıcacık odamızdan çayımızı yudumlarken bu harika olayı izliyoruz,hatta şiir bile yazabilirsiniz bu romantik ortamda. Bizim mahallenin ortasından geçen şairler deresini görüyorsunuz. Zavallı arabamız battaniyesini örtünmüş,üzerini açmadım üşümesin zavallıcık.::) Güzel bir kartpostal daha. Önümüzdeki tepede bulunan öğrenci yurdu ve şanlı bayrağımız. yine mahallemizden bir görüntü.Kar bizim memlekette bir başka yağar ,hiç ruzgar olmaz İstanbul' olduğu gibi. Bizim buralarda dışarda kar varsa bir balık yeme içgüdüsü oluşur içimizde ,fiyatı ne olursa olsun bunun keyfi başkadır,bende günün sonunda aldığım istavrit balıklarının hepsini yedim.buyrun diyeceğim ama gelirmisiniz bilmemki:) Bu gün ereğlıden bir abimiz borcam içinde hamsili pilav yaptı,hissettim aradım ama ulaşılamıyordu,haksızda değil yani . video

17 Ocak 2010 Pazar

TEMA VAKFI ARICILIK ÇALIŞMALARI RİZE;

programda macahel a.ş arıcılık uzmanı sayın;Mehmet CEYLAN 'ın sunumu ardından soru cevap şeklinde faydalı birbilgi alış verişi sağlandı.

Tema vatfı işbirliğiyle macahel aş. tarafından 16 ocak 2010 da rizede bir konferan düzenlendi.

Program açılış konuşmasını TEMA Vakfı Rize temsilcisi Nevzat Özer yaptı, Doğu Karadeniz Bölgesinin kıyı çizgisinden hemen yükselen dağları, derin vadileri, orman gülü çalılıkları, iklimsel özellikleriyle çok zengin ve çeşitli arı florasına sahip olduğunu, bu durumun da arıcılık faaliyetleri açısından çok önemli imkanlarlar sunduğunu belirtti.

Bölge halkının bu özellikleri üretime, gelire dönüştürmekte zorlandığını, koloni başına bal veriminden kaliteye, hijyenden pazarlamaya kadar bir dizi sorunla karşılaştığını vurgulayan Özer, ''Yanlış uygulamalar ve denetimsizlik, arıcılığı yok olma noktasına getirmektedir. Diğer taraftan şifa olsun diye bal yediğini sanan tüketiciye ticari glikoz ve kanserojen maddeler sunulmaktadır. Oysa Türkiye, iklimi ve florası ile bugünkünün on katı bal üretim potansiyeline sahiptir. Gelişmiş ülkelerde kişi başına bal tüketimi bizim ülkemizden üç kat fazladır. Balın dış satım imkanı fevkalade yüksektir. AB'nin bal açığı 150 bin tondur.'' dedi.

İkinci konuşmacı olarak Rize tarım il müdürümüz sayın Adem ÇEKİÇ söz aldı,teşekkür ve temennilerini belirtti.

Tema vakfı başkanı sayın Ümit Yaşar GÜRSES

Tanıdık arıcılarlada görüşme imkanı bulduk;soldaki Hüseyin KABİL (bloğu olduğunu burda öğrendim)yanındaki Anzerli Mahmut ÖZÇELİK, anzer petek yetkilisi ve bendeniz

Arı malzemecisi şaban ve pazarlı arıcı bir arkadaş

Hüseyin KABİL, Mahmut ÖZÇELİK ve yine blogcu kardeşim Onur DEMİRCİOĞLU  http://yagmurulkesi.blogspot.com/

Sonuç olarak bugün hava Rizede soğuk olmasada puslu ve yağmurluydu; bu etkinlik içimizi ısıttı diyebiliriz.::)

13 Ocak 2010 Çarşamba

BAL'DA SAHTECİLİK BU KADAR AÇIKTA OLMAMALI

Resimde görülen marka Rize arıcılar birliğinin patentini almış olduğu kısa adı R.A.B. 53Olan arıcılar birliği üyelerinin ücret ödeyerek oluşturulan dolum tesisi,bu tesis üyelerinin ballarını belli bir ücret alarak dolumunu yapmakta.Bu elimizde tuttuğumuz kavanoz bal bir gürcü vatandaşının ilçemiz çayeli'nde açmış olduğu tezgahta pazarlanmakta.

Bu gün 13 ocak 2010 çarşıda iki arıcı arkadaşım bu konuyla ilgili bana şikayette bulundular .Arıcı arkadaşlar;soldakiMehmet ŞALAMBAR sağdaki ise Mustafa KARAL her iki arkadaşımızda eski ve bu işten ekmek yemeye çalışan arıcı arkadaşlarımız.Bana anlattıkları baktımki benimde sorunum gibi görünmekte arkadaşlar biz balımızı 20 liraya satamazken bizim markamızla bu adamlar 30-35 liraya bal satabilmekteler.

Gürcü vatandaşının tezgahı bu şekilde her şey apaçık ortada,bizim markamız daha bize pek yaramadan yabancıların ekmeğine yağ sürdüğü ortada,ne olacak denetim yok ilgilenen yok sadece arıcılarımızı aidat toplamak içinmi bu çatı altına topluyorlar.Sokakta bal satan satana ,hijyen durumu ne belli değil .

Bu resmini gördüğünüz gibi en azından beş yerde daha bal satan gürcüler mevcüt.balların üzerinde hem rab53 hemde patenti belli olmayan balcı markayla satıyorlar,ve en üzücüsüde bizim vatandaşımız bunlara prim tanımakta yani onların balına ilgi göstermekteler aslında yerli arıcılarımız bu tip ballarını daha ucuza satmalarına rağmen.

Benim bundan sonra bu sorunu ilk önce önümüzdeki cuma günü birlik başkanımız sayın;Fevzi CİVAOĞLU'na iletip bu patentle bu balların dolumunun neden yapıldığını şahsen kendisinden öğrenmeye çalışacağım.Eğer başkanım bu sorunu çözerse sorun benim için kapanır ama yine bizim ballarımız depolarda duruken bu işler devam ederse biz arıcılar bu işleri her platforma taşıyacağımızı herkes bilmelidir.

Gürcülerin bal satışı yaptığı arabanın plakası bu.http://www.rab53.com/haberler.asp?haber=goster&haberne=9&baslik=ilce_gezileri                          Buradaki linkte birlik başkanımızın bu konudaki güzel bir çalışmasını yeni öğrendim,başkana teşekkür ediyoruz.

02 Ocak 2010 Cumartesi

2 OCAK 2010 KARNİYOL ANALARDAN BİRİ ????

Bugün hava çok güzeldi;Ruzgarsız ve güneşli bir hava,zamanımızında müsait olması bizi doğru köye yolcu etti .Arıları dışardan kontrollerde bir arıda sorun varsa onu anlamak arıcı için zor bir şey olmasa gerek,dışardan kontrol neden? bizim felsefemiz arıların bal stoklarını yetebileceği şekilde kışa sokup mart'a kadar arıları hiç rahatsız etmemek.bugünün blançosu 2 adet arılı kovanda ana kaybı.Bir tanesinde ana ve yavru olmadığı için tamamen yağmalanmış fakat 4 çıta kadar arısı mevcuttu,eğer bugün bakmasam açlıktan yarına çıkmazdı ona hemen stepne analardan birtane hediye edip 3 çita'da ballı polenli devşirip doğru çarşıdaki evin balkonuna,balkon arıcılığı moda olduğundan deil ,orda bıraksam yarına yağmacılar verdiğim ballarıda alıp götürecekleri bir gerçekti onun için en iyisi balkon dedik,kontrollerde tespit ettiğim ikinci kovanıda açtığımda hiç yanılmamıştım.3 TANE BİR GÜNLÜK OLDUĞUNU SANDIĞIM ANA MEMESİYLE KARŞILAŞTIM BU ARI KARNİYOL ANASIYDI BENİ ÜZEN 3 ADET OLAN KARNİYOL ANALARDAN BİRİNİ KAYBETMEKTEN ÖTEYE GİTMEMEKTE.aslında ana okadarda kötü görünmüyordu şu an için iki çıta yavrusuda mevcuttu,hatta çoğunluklu olarak günlük yumurtasıda vardı,ana sanıram bir gün önce katledilmiş.:(

Anayı öldüren karniyol arısının bu günki yavrulu çıtası.Ben elimde olan stepne analardan 2 tane daha olmasına rağmen bu arıyı kaderine bıraktım bakalım ana yapabilecekmi?nasıl olsa yapmazssa ana veririz.
Arıların yavru moduna geçmeye başlaması ne kadar hayırdır orasını allah bilir,arılar su ihtiyacını ancak bu kadar baharda görürdü.
Hava müsait olunca birkaç arı daha bakalım dedik,arılarda salkım diye bir şeyin olmadığı apaçıktı,analar iyice büyükleşmişlerdi yani yavru faaliyeti bu sene benim bulunduğum Rize için birbuçuk ay önceye alınmıştı.
Bu fotoğraf her şeyi net bir şekilde göstermekte ,yavru gittikçe açılıyor.
Fındıklar bu gün için açmış durumda,arılar polen stoku ile yavru faaliyetini başlatmış.
Polen stoğu ve kapalı yavrular.
Dışardan bütün arıların polen getirdiğini gözlemledim,hemde oldukça dolgun bir şekilde .
Tabii kış olmasada mevsim kış,ihtiyacımız olan yeni kovanları yaptırıp boyadık, bu yıl için benim hedefim olan kara kovan balını bu çerçevelerde üretmeyi düşünüyorum .Çerçeveler 15 cm derinlikte boyları standart ,benim bunlarla karakovan balı almam için hiç bir materyel kullanmayacağım yani temel petek ve tel takmadan arıların doğadan bulduğu balla petek örüp balla doldurunca çerçeveden kesip çıkarıp satışa arz etmeyi düşünüyorum. Son zamanlarda bu baldan oldukça isteyen oluyor.
Yeni yaptırdığım kovanların alt çıtaları standart ölçüm olan 25 cm ballıklarsa 15 cm derinlikte olup boyları standart çerzeve boyunda.
10 tane yaptırdığım kovanları ( bu yıllık ihtiyacım kadar)kaliteli ahşap koruyucu uygulayıp üzerlerinin saç'larınıda çakıp kulpu ve havalandırma telleri dahil olmak üzere kullanıma hazır hale getirip bahara kadar kalacakları depoya yerleştirdim.
Bu foto'yu bugün çektim karlar iyice erimiş , oysa bu tarihlerde kar oldukça olmalıydı.
Yukardaku foto'nun 20 gün önceki hali.
Adının ökse otu olduğunu bildiğimiz bir tür ağaç asalağıda denilen bu bitkiler yaşlı ağaçlarda yaşamakta , çok şifalı bir bitki olduğunu yeni öğrendim,bu bitkilerden kurutup saklayacağım,aynı zamanda güzelde çiçek açmaya başladıkları görülüyor.
video

30 Aralık 2009 Çarşamba

YENİ BİR YIL.....DAHA

İyi kötü anılarla dolu bir yılı bitirmiş olmanın hüznüyle;

2010 Yılı'nın devletimize ,milletimize , islam alemine ve arıcı dost ve bizi takip eden bütün izleyicilerimize ,bloglardaki meslektaşlarımıza hayır getirmesi dileklerimle....

27 Aralık 2009 Pazar

BENİM MAKİNEMDEN EN GÜZELFOTOĞRAFLARIMDAN

24 Aralık 2009 Perşembe

ÇOK OLDU HABER VEREMEDİK,İŞTE HABER

Bu gün 24 aralık;Kışın zemheri'mi yoksa mar ayımı şaşırdım,bu çiçek benim bahçeden gardenya çiçeği aslında biraz erkenci bir çiçek ama bu kadar erken açmaması lazımdı.

Bu çiçeğin açma zamanı şubatın sonu veya mart başı olmaliydı. burda dikkati çeken çiçekteki polen miktarı,arılar ziyaret sırasında bir kısım polenleri dökmüşler.

Görüldüğü gibi açmış ve açmamış çiçek goncaları,arılar bayaa bi ziyaret ediyor,bolca polen kaynağı olmakta.

Bahçede halen portakallar dalında henüz eksilere inmedi sıcaklık .

Arılardan bir bölüm.

Bugün hava kapalı ama sıcaktı 15 derece filan polen gelişi arıların tamamında tarafımdan gözlendi.

Bu resim 10 gün evvelden önümüzdeki dağlara kar kendini gösterip kayboldu.

bazı arılarda yavru durumu bu merkezde.

Buda benim 3 bölmeli ana saklama rüşet kovanım standart kovanı içerden üçe bölüp hepsinin uçuş gözü ayrı olacak şekilde ve burada 3 adet genç anayı kışlıyorum.

üçlü rüşetin içerisindeki durum böyle yavru mevcut,benim önceki senelerdeki ana kayıplarında elimde ana olmayışı hep başıma iş açmıştır çözüm olarak bu şekilde stepne analarımız olmuş oluyor,bellimi lastik nerede patlayacağı:)

Genç ana.

Bu arı karniyol arılarımdan biri şu an için sorunsuz görünüyor.

İnvert şurupla balınıda kaplatmıştık,yavru varmı yokmu bakamadım vakit geç olmuştu bu kadarını gördük bu yeterli.

Polen gelişine bakın ne kadar dolgun bu mevsimde arılar bloke bir şekilde polen stok etmekte.

12 Kasım 2009 Perşembe

GDO'SÜZ ÜRÜNLERİMİZ

Son günlerin gündemdeki meyvesi TRABZON hurması;Tabii resmini gördüğünüz  hurma benim köydeki bahçemden,yaklaşık 400gr. ma kadar büyüyebiliyorlar.

Bizim hurmalar öyle kaşıkla filan yennen cinsten değiller,elma gibi soyup yeneni;Ayrıcada içerisi adeta çikulata gibi olmalıdır,kendine has bir tadıda var diğerlerine göre rahatlıokla öne çıkan bir tür.

Başlıkta GDO'süz açılımına gelince ;Bizim meyvelerimizin tamamı organik olarak kendimiz fidanını yetiştirip doğaya bıraktığımız ,sadece kendi ihtiyacımız için ürettiğimizden hiç bir soru işareti olmaksizin meyvelerini tüketebiliyoruz.İçerisindede mutlaka çekirdekleri olmalıdır,çekirdek olmayanlar bana sorarsanız???????

bir diğer belirtiside uç kısmından karamaya başlar buda meyvenin olgunlaştığını gösterir.

bunlarda tam olgunlaşmış hurmalar.

Eğer hurma dikmeye meraklı olacak arkadaşlarımıza bir önerimiz olsun;mutlaka içerisi (halk arasındaki söylemiyle)çikulatalı olan hurma fidanlarını tercih ediniz ve çekirdekli olsun,çekirdeksiz olanlarada itibar etmeyelim.

Trabzon hurmasının çekirdekleri bu şekilde oluyor,bu çekirdekleri dikerseniz yine hurma oluyor fakat biraz incemsi meyve veriyor,biz genellikle aşı yapıyoruz.

Mevsim olarak çay çiçekleri bir aydan beri açmakta arıların polen olarak çokça faydalandığını söyleyebiliriz,aslında çay çiçeklerinde bol miktarda nektarda içermekte ancak karıncaların çok yoğun bir ilgisi olunca arılar yeterince nektarlarından yararlalanamamakta .

Mandalinalar'da havaların güzel oluşuyla beraber hızla olgunlaşmakta.

2009 Kivi sezonu açıldı bizde ürettiğimiz kivilerin hasadına bugün itibarıyla başladık,bu yıl kivi verim ve kalitesi üst düzeyde.

Üretimini yaptığım kiviler.

Ve günün finali;son günlerde hamsi çok harika çıkmaya devam ediyor karadeniz'den,mübarek mangaldada bir başka oluyor.Salih ARICI

09 Kasım 2009 Pazartesi

ACI KAYBIMIZ

Rize/Pazarlı emekli öğretmen,saygıdeğer dostum SEZAİ ACAR hocamız  7kasım 2009 günü vefat etmiştir.Cenazesi 8kasim öğle namazından sonra Pazar sahil camii'de kılınan namazdan sonra aile mezarlığına defnedildi.

 Merhum sezai amcaya ALLAH'tan rahmet,ailesine ve tüm sevenlerine allahtan sabırlar dilerim.

 sezai hocamla yaklaşık 15 senedir hemşin ve erzurum yaylasında yanımıza arılarını getirmek süretiyle beraber arıcılık  yapmaktaydık,rahmetliyle çok samimi ortamlarımız olmuştur,çok şakacı ve bir o kadarda hoşmuhabbet bir amcamızdı.Yaklaşık birbuçuk senede üç arıcı büyüğümüzü kaybettik,taktir'ilahi ne derse o olur diyoruz ,ALLAH rahmet etsin hocam bilmiyorum yerin nasıl dolacak.

29 Ekim 2009 Perşembe

DEVŞİRME YOLUYLA YAPTIĞIMIZ SÜNNİ OĞULLAR VE NEKTAR KAYNAKLARI

Bu sene arıcılık verim yönünden vasat olsada,Erzurum dönüşü eylül başı arılarımız inanılmaz güçlüydüler15 çerçeveden az olan arımız yoktu desek yeridir.Hal böyle olunca verimsiz geçen sezonun verimliliğini artırmak için devşirme üsülü sünni oğul elde ettik 15 adet nasıl olsa martta arı satmak çok kolay o zaman bahar masraflarıda çıkar,çocukların okul masraflarınadakatkı olur. Resmini gördüğünüz bu bölmelerden biri ,tabii bu arada boş kovanlarımızda kalmadığı anda bu resimdeki ballığın geçici olarak kovana dönüştümüş hali.Resimde ayrıca polen akışının ve arıların getirdiği polenlerin büyüklüğü dikkat çekici.::))

Nasılmı 45 arıdan geriside hiç eksilmeden 15 adet tabanca gibi yeni koloni oluşturduk?
Şöyleki;Her koloniden ikişer çıta arı alındı ,tabii 3 arıdan ikişer çıta alp bir adet arı oluşturuldu.Güçlü arıdan iki çıta arı alsanız hiç gücünden bir şey kaybetmiyor,6 çita devşirme koloniyi hepsinin yabancı olduğu bir kovana alıyoruz o zaman birbirine takılmıyorlar,tabii her ihtimale karşı parfümde uygulanıyor,ve son olarakda yeni döllenmiş ana arıyı koyup bu şekilde işi tamamladık.Havalarında çok olumlu olması arıların iki sefer yavrulamasını getirdi ,koloniler gelecek yılın elit kolonileri olacağına inanıyoruz.
Arkalarını karadenize vermiş olan sünni arılarımıız.
Ben böldüklerimi köyden alıp sahildeki liman köy mevkiindeki bu yere koydum.Burası bu mevsimde yeni dünya çiçekleriyle dolu etrafta arı hiç yok,tabii arılarda nektar ve polen sıkıntısı yaşamıyor.
Yeni dünya ağaçları 10 gün önce açmaya başladı yaklaşık 20 gün daha çiçek olacak gibi.
Belkide bu ağaçlar hiç vermediği kadar kaliteli meyve verecektir,arıların önemini görecez döllenme açısından,nasip olursa meyvelerinide paylaşırız.
Çiçek her zaman çiçek gibidir.
Gül ise her zaman öne çıkmakta.

23 Ekim 2009 Cuma

YÜKSEKLERDEKİ KARAKOVANLAR VE SARMAŞIK ÇİÇEKLERİ

Karakovan arıcılığı RİZE'de sanırım kitabı yazılacak kadar bir tarihçeye sahiptir.Yüzyıllardır geleneksel olarak kuşaktan kuşağa aktarılarak gelmiştir.Resimde görüldüğü gibi karakovanlar boş olarak gürgen ve çam ağaçlarının yüksek genelde ikibölümün arasına çekilip,düzenek sağlanıp içerisine oğul gelmesi beklenir,yöremizde oğul çok kıymetlidir,kovanına bir oğul geldiğini gören arıcılarımız bir şarjör dolusu mermiyi çoşkuyla havaya atmakta olanlar var olduğu bilinmekte.aslında karakovan arıcılığı yöremizde tamamen amtör bir spor branşı olarakta söylenebilir,atmacacılık gibi.çok büyük bir tutku.

 Resmi tıklarsanız orjinal bir karakovan göreceksiniz.Bu kovanlar genelde ıhlamur ağacından içerisi çıkarılarak yapılır,çapları ise 35cm. ile 150cm. arasında değişmekte,iyi bir boş karakovanın fiyatı 400tl.ye kadar etmekte.Bunlar tam orjinal karakovan,çakma karakovana benzemez.
Bu güzelim hastalık karakovan arıcılığı bu günlerde büyük bir darbe yemiş durumda ,maalesef bu günlerde bu kültür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya gelmiş durumda.Tabii çok zor olduğuda bir gerçek iyi bir tırmanıcı olmazsanız yani kocaman ağaçlara çıkamıyorsanız bu işi yapamazssınız.
Burada nasip olursa bize gelecek sene nimet sunacak komar çiçek goncası
Bu mevsimde sarmaşıklarla arılar adeta sarmaş dolaş,arılarımıza iyi nektar ve polen kaynağı olmaktalar.
Bu araya bir güzel paylaşım olsun,AYDER yoresinde iki gün önce görüntüledim.
Bu günlerde sahilden yaylalara kadar heryerde bol miktarda sarmaşık çiçekli bir şekilde mevcüt.

14 Ekim 2009 Çarşamba

''ANADOLU İNSANI''

27eylül'de iki kızımın eğitimleri için Ankara'ya gitmiştik ( GAZİ ÜNİVERSİTESİ GÖLBAŞI TİCARET VE TTURİZM EĞİTİM FAKÜLTESİ )üç gün kadar çocuklarla beraber kalıp eşim ben ve oğlum ziyayla beraber Ankara samsun yoluyla memlekete dönüş yolundaydık:Yol boyunca arabamızın bagajı aldığınca ilgimizi çeken tarim ürünlerini almaya çalıştık.tahminen samsuna doğru çoruma 40 km kala yol kenarında taze mısır kasaları görünce hanım alalım dedi ,bizde emre itaat ederek ani bir frenle durduk.Ama kimse yoktu sesli bir şekilde bağırdık "kimse yokmu"tam ümidi kesmiştik'ki alttan bir delikanlı "abi buyrun semaverde çayı şimdi açtık"ne dediysek dinletemedik çok israr edince n'palım mecburen tarlaya küçük bir bayırdan inip bu bize tarlasını ve gönlünü açan delikanlıylatanıştık sanki akrabaydık.bir anda dedesi ,kardeşi ve kızkardeşiyle beraber mısır hasadı yaparken bizi samimi bir şekilde ağırladılar,bu işte benim ilgimi çeken ben son zamanlarda doğu ve içanadoluyu boydan boya gezdim ,doğuda bu kadar sıcak alaka görmedik onlar sana nasıl kazık atarımın peşindeler,oysa anadolum insanı bambaşka bir insan,YASİN UZAN kardeşimle şimdi telefonlada görüşüyoruz,samimi sıcak bir dosluk oluştu ben insana değer verdiğim için insandanda anlarım,teşekkürler yasin kardeş.

81yaşındaki dede çocuklarla her türlü tarla işlerinde çalışmaya devam ettiğini ve sihhatınında çok iyi olduğunu söyleyince,insan "çalışan demir pas tutmaz"atasözünün ne kadar yerinde bir örnek oluşturduğunu daha iyi anlıyor.
Yasin bize mısırların en iyilerini seçerek toplattı .
Armutlar çok süperdi keşke yakın zamanda bir daha gidebilsem meyveler çok orjinaldı.
Hepside organik ve dalından taze olarak toplandı.
Armutlar okadar çok meyve vermişki dallar tartmamış.
En güzelide dalından ağaca tırmanmadın toplaması.Oysa bizim memleketteki meyve ağaçları çok büyüdüğünden toplaması çok daha meşakkatlı.
Ziya torbaları doldurdu.
Şu güzelliğe bakarmısınız.::))
Oradan ayrıldıktan sonra kavun bal kabağı ve resmini gördüğünüz bu kabakvari karpuzuda ladık.Bu ilginç karpuzu merakımızdan aldık tadı kabak gibi,yani pişmemiş kabağa benziyor bizim için bigr tecrübe olsun,tavsiye etmem.
Bagajı hınca hınç doldurduk,hepsinden önemlisi yasin gibi bir dostu bedavaya kazanmışolduk,mütevazi duruşuyla bize gönlünü ve tarlasını açtı,kendisine teşekkür ediyoruz.BU ÜRÜNLERDEN BİZDEN HİÇ BİR ŞEKİLDE PARADA ALMAK İSTEMEDİ AMA BUNUN İMKANSIZ OLDUĞUNU VE EMEĞİNİN KARŞILIĞINIDA BİZ KENDİMİZ HESAPLAYIP ZORLA KENDİSİNE VERDİK.Sonuç olarak insanıyla doğasıyla bir başkadır benim memleketim.

05 Ekim 2009 Pazartesi

KARNİYOL ARILARIMIZ VE SON MEMLEKET MANZARALARI



Sevgili dostum ALİ TÜRK'ten almış olduğum karniyol gebze f1 'i ana arılarımızın şu an için durumları tahmin ettiğim gibi süper görünüyor,çıkmış olan genç arılarda pek melezlenmemiş gibi ,yani arıların ırkı kafkas arısının biraz doğurgan tipi olduğunu düşünüyorum.Bu analar aynı şartlarda kafkas ana olsaydı bir yavrudan sonra bu mevsimde riske girmez,yani yavruyu keserlerdi,oysaki resimde net bir biçimde görülüyor ikinci yavrular atılmış durumda.


Burda genç kızlarımızdan birini görmektesiniz ; bu ırkın bizim karadenizde iş yapacağına inanıyorum,asıl deneme sonuçlarımızı gelecek sezon içindie alacağı,tüm sonuçları yeri geldiğinde buradan paylaşacağız kısmet olursaRizede yavaş yavaş sonbahara giriyoruz,Bu günlerde RİZE ve karadeniz genelinde çok güzel bir hava hüküm sürmekte.Karadeniz bu günlerde oldukça durgun . masmavi.Sakın isteyen olmasın bu harika hayvan hiç bir şekilde sahip değiştirmiyecektir,o bizim maskotumuz durumunda bu günlerde .Cazı dağından ÇAYELİ'nin çay filizleriyle bütünleşmiş harika bir görüntüsü.Bu resim AHMET ARICI tarafından görüntülenmiştir.Özellikle doğukaradenizde atmacacılık bir tutku ,bir hastalık gibidir ,çok koyu heveslileri vardır.Bu işe gönül verenlere saygı duyarak limanköy çayeli'nden bir amcamızı güzel atmacasıyla görüyorsunuz:)RİZE/ÇAYELİnin çeşitli görüntüleri.

05 Eylül 2009 Cumartesi

ARILARDAKİ DEĞİŞİM

Posted by Picasa


Bal arılarının değişen çevre şartları, çevre kirliliği, radyasyon, bazı kimyasal ilaç ve kimyasal maddeler ve genleri değiştirilmiş mısır şerbeti ile beslenmeleri sonucu genetik değişime (mutasyon) uğradıkları bildirildi.






Erciyes Üniversitesi Safiye Çıkrıkçıoğlu Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sibel Silici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bazı kovanlarda mutasyona uğramış arıların bulunduğunun gözlemlendiğini, bu tür gözlemlerin etti. Bal arılarının sosyal bir böcek olduğunu, koloni yaşamında bir ana arı, binlerce işçi arı ve yüzlerce erkek arının bulunduğunu anlatan Doç. Dr. Silici, erkek arıların değişime uğramalarının, ''doğa ve çevre açısından bir alarm'' olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek şunları söyledi:






''Mutasyon, canlının genetik yapısında meydana gelen değişmelerdir. Bireyin kalıtsal özelliklerinin ortaya çıkmasını sağlayan genetik şifre herhangi bir nedenden dolayı (X ışını, radyasyon, ultraviyole, bazı ilaç ve kimyasal maddeler, ani sıcaklık değişimleri) bozulabilir. Bu durumda DNA'nın sentezlediği protein veya enzim Mutasyonlar kendiliğinden ya da uyarılmış olarak oluşabilir. Mutasyonun en önemli sonuçlarından biri, bir sonraki kuşağa farklı genetik özellikler aktarılmasına neden olmasıdır. Bu ise farklı fiziksel özelliklere sahip arı bireylerin üremesidir.''






-SARI RENKLİ BİLEŞİK GÖZLÜ ARI-






Kayseri'nin Bünyan ilçesinde arıcılık yapan İsmail Ulusoy'un kendisine mutasyona uğramış, sarı gözlü erkek arılar getirdiğini anlatan Doç Dr. Sibel Silici, bal arılarında erkeklerin göz renginin siyah, mutasyona uğrayan arıların göz renginin ise sarı, pembe ve krem renkli olabildiğini belirterek şu bilgileri verdi:






''Mutasyona uğrayan arılar, gözleri görmediği ve bazı organları iyi gelişmediği için bir süre sonra beslenemeyip ölürler. Kanat yapıları ve vücut yapıları farklıdır. Kördürler, uçamazlar ve iyi beslenemedikleri için ölürler. Arılarda mutasyon sık gözlemlenirse önemli bir sorun var demektir. Arıların yok olmasıyla da ilişikli olarak, bu tür problemleri, radyasyon, küresel ısınma, zararlı tarım ilaçları ve genetiği değiştirilmiş gıda ve mısır şurubu gibi besinler ile ilişiklendirebiliriz. Özellikle genetiği değiştirilmiş mısırdan yapılan şerbetlerin arıların değişime uğramasında etkili olabileceğini düşünüyorum. ''






Doç. Dr. Silici ''Çevremizde olup bitenleri anlayabilmemiz için bal arıları çok iyi bir biyomarkördür (biyolojik işaret). Arılarla ilişkili olan insanların, olayları takip etmesi, önlemlerin alınması açısından önemli olacaktır. Einstein (Bal arıları yok olduktan 4 yıl sonra insanlık biter) diyerek yılLar önce bu tehlikeye dikkat çekmiştir'' diye konuştu.bozulur. Böylece canlının, proteinden dolayı yapısı, enzimlerinden dolayı metabolizması değişebilir.



19 Ağustos 2009 Çarşamba

BİZDE F1 KARNİOL'LARIMIZA KAVUŞTUK

Sevgili dostumALİ TÜR'ün gönderdiği 4 adet karniol f1 ana arılarımızı bugün teslim aldık . Bakalım karadenizde nasıl sonuç alacağız ben bu ırktan bölgemizde verimli olacağı konusunda büyük ümitler taşımaktayım,hayırlısı bekleyelim görelim sonuçları hep birlikte paylaşacağız tabiiki. Bu arada ali kardeşim;emeğine ve ilgine teşekkürler.

28 Temmuz 2009 Salı

DOLU YAĞIŞI VE SONUCU

Geçtiğimiz günlerde ERZURUM'da bulunan arılığımız lokal dolu yağışlarına mahsur kaldı.doludan bayaa bir zarar gördük ,arıların mevcudu etkilendiği gibi açmışolan çiçekleride yerle bir etti diyebilirim.nediyebilirizki;TAKTİR ALLAHINDIR.
Posted by Picasa

13 Temmuz 2009 Pazartesi

HADI GEL ERZURUMA GEL

Sevgili gönüldaşlarımız;İşlerimizin yoğunluğu ,birde bizim ihmallığımızdan dolayı uzun süre bloğumuzu güncelleme fırsatı bulamadık.Ne mi oldu bu arada çok şey oldu .Biz arılarımızı HEMŞİN'den sezonu bitirip ve hattaa sağım yapıp son durağımız olan ve ikinci bir baharı yaşayacağımız ERZURUM ılıca kapılı köyüne gelmiş durumdayız buraya yerleşimtarihi temmuzun 4'ündeydi,resimde bizim kapılı köyünün arılıktan görünüşü. Flora fena sayılmaz fakat aşırı bir yağış var ,her gün öğlenden sonra yağmur oluyor bu durum arıların çalışması için uygun değil bundan sora hiç yağmasa daha iyi olacak zaten otlar uzamış durumdalar. video

24 Haziran 2009 Çarşamba

DAĞ'DA ORMAN GÜLÜ ,SAHİL'DE KESTANE

Bu sene hiç iyi bir ilkbahar mevsimi olmamasına rağmen mayısla birlikte havaların iyi yönde düzelmesi karadenizli arıcıları güldürmeye başladı diyebiliriz .Son bir haftadır hava açık azbulutlu ve 28-30 derecelerde seyretmesi geceleride çiğ olması arılarımız için bulunmaz bir fırsat doğurmakta ,Dağdaki arılarımız halen orman gülü(komar)karayemiş,yaban mersini(likapa)çiçeklerinden yoğun bir biçimde nekter akışına devam etmekte ,bu sene kaçkar dağlarının en kaliteli balını almak üzereyiz,vede bu balın kalitesinden doğacak ktıymetinide biliyoruz saf ve doğal bal üretmeye çalışıyoruz şükürler olsunki yaradan bize bu sene hiç ummadığımız bir ikramda bulunacak gibi görünüyor. Resimdede sahile yakın köyümüzden kestane ve hemen yanı başındaki daha açmamış ıhlamur ağaçlarıda sahil kesimindeki arılarımızı depara çoktan kaldırmış durumda.

Burada benim köyden bir akşam üstü manzarası,paylaşayım dedim:)

17 Haziran 2009 Çarşamba

İYİ YÖNDEKİ GELİŞMELER

Arılarımızı kaçkar dağlarının etekleri olan hemşin kantarlıya götüreli yaklaşık34gün oldu.götürdüğümüzde arılar 7 ila 10 çerçeve civarındaydılar.Buraya geliş amacımız yeni bir mevsimle beraber arılarımızı geliştirmekti ,beklentilerimizide aşan güzel şeyler oldu ::))

arılardaki gelişme mukemmele yakındı .Havalar düzeldi güneşli günler yağışlı günlerden daha çok oldu vede dışardada nektar ve polen yönünden zengin bir ortam olunca arılarda gelin gibi beyaza büründü biranda ,işte bende bunu seviyorum arıcılıkta.
yeni verdiğim temel petekler kabartılıp yavruyla süslendi ,şimdilerde bu yavrular çıkmış durumdalar.
Arıların çalışma temposu seyre değerdi doğrusu.
Arıların önlerine bu bezleri germemiz çok faydalı oluyor balla yüklü gelen arılara bir nevi yollarına halı sermek gibi bir şey.Arılar yere dökülüp zayi olmuyor.
Benim arılarım iyi durumda ortadaki arıya üçüncü katıda attığımıza göre .
Bu arada hep diyoruz'ya varoa'lar erkek gözlerde gelişiyor;ben ballıktaki çerçevelerin etek kısımlarındaki erkek yumurtaları hep temizledim,arılarda henüz tek bir tane varoa'ya raslamadım ama bu erkek larvaların üzerlerinde ikişer üçer hemde tam gelişmiş varoalar mevcüttü .daha erkek arıların olgunlaşmasına bir hafta olmasına rağmen varoalar çoktan olgunlaşıp orda çiflişip yumurtalarını bırakmışlar bile.Ve dolayisiylede varoayla mücadele ne kadar zorlaşıyor değilmi.
Her zamanki gibi günün finalinde kütüğün üstünde akşam sefası::))