31 Ekim 2008 Cuma

BİRAZ ARICILIK GERİSİ BOTANİK GÖRÜNTÜLER

Resimde görülen yer Kaçkar Dağlarının zirvesindeki birçok krater göllerinden biri Karadeniz Gölü.Bence en güzeli de bu.Hiç bir yapay güzelliğin boy ölçüşmesinin mümkün olamayacağı kadar etkileyici.Bu eşsiz güzelliğe değil el değmesi arılar bile değmiyor :) . Yaklaşık 3500 m rakımlı olan Kaçkar Dağlarının zirvesindeki bu doğa harikalarındaki görüldüğü gibi var olan çiçeklere arılar ulaşamıyor.Her halde biyolojik gelişmelerinde de rüzgar yeterli oluyor. 

Bu da benim yaşadığım şehir RİZE.Rize'de her zaman yeşil ve maviyi bir arada görmek mümkün.Hatta öyle ki sadece yeşil ya da mavi denen birşey yok.Biri olmadan diğeri de olmazmış gibi.

Gelelim arılardaki son duruma.Daha önceden ırklarında fazlasıyla melezleşme olan arılarımda Eylül sonlarına doğru saf kafkas kolonilerinden alınan yumurtalardan ana yaptırdığım bir koloniyi görmektesiniz.

Bu resme tesadüfen rastladım ve paylaşmak istedim.Arılar propolis için kavga ediyor.Bu propolis ne kadar değerliymiş böyle de bizim haberimiz yokmuş.Bundan sonra biz de gereken önemi veriyoruz propolise.

Yukarıda üstten resmini gördüğünüz koloninin anasını saf kafkas arıdan yaptırtmıştık.Hep merak ettiğim acaba çıkan yeni arılar ilk olarak fazla melez mi yoksa safa yakın bir ırk mı olacaktı.Resimde görüldüğü gibi hiç sarı kemer oluşmadı arılarda.Ve istediğim sonuca ulaşmış oldum.

Yeni kraliçe arımız Maçahel Rize F1 ana ilk posta yavrusu çıktı, ikinci yavrulama dönemini de başarıyla sürdürüyor şu günlerde.

Kendi bahçemde yetiştirdiğim mandalinalar.Yalnız bunlar ticari amaçlı değil kendi yiyeceğim ve eş dost için.Son halleri resimde görüldüğü gibi.

Çay çiçeği ve tohumu.Görülen tohum açılacak içinden tohumu çıkacak.Ceviz gibi düşünülebilir.

Bir yıl önce toprağa atılan çay fidesi aynı senede bir sene sonraki neslinin devamı için hemen çiçeğini açmış.Bu ne acele yahu.

Gemiciler Köyümüzden bir görünüm.

Görünüşü gerçekten çok gayet güzel, her yerde kolayca yetişebilen ve uzun süre çiçek açmış bir şekilde kalabilen bir çiçek olmasına rağmen arılar hiç uğramıyor uğramak bir yana dursun 5 metre yakınından bile geçmiyor.Görünen meyvelerinin de hiç bir faydasını görmedim rehir zembelek gibi bir bitki :) elbette tabiata bir katkısı vardır.Öyle ki yaratılmış.

Kabak ve çiçeği bir arada.10 gün önce çektiğim bir resim(diğer bütün resimler için de aynı şey geçerli)

Sadece kabak çiçeği.Ne kadar güzel görünüyor değil mi.Özellikle rengi çok ilgi toplayıcı.

Türkmen halısı denilen bu bitkiyi geçen yıl amcamın oğlunun kendi çiçek üretim serasından aldım.Geldim evimin bahçesine diktim duvardan aşağıya sarkan bir çiçek ve Nisan-Mayıs aylarında açık mor şahane bir çiçek açıyor.Diğer aylarda resimde görüldüğü gibi olduğu yeri halı gibi örtüyor.

Ayrıca oradaki GS yazısını da çocuklar işlemiş :) 

Bu da sarmaşık çiçeği.Sarmaşık çiçeklerinden her yıl olduğu gibi bu yıl da hem polen hem nektar olarak kendi ihtiyaçları doğrultusunda bayağı faydalandılar.Ağaçlara tırmanmış bir şekilde sarmaşık bitkisini görmektesiniz.

Gene Kaçkarlardan bir görüntü.

Yakın bir akrabamızın örnek çay bahçelerini görmektesiniz.

Ben de her işe yetişiyorum.7 yılda bir çay budaması yapıyoruz.Motorlu budama makinesiyle oldukça kolaylıyoruz işimizi.İcat eden sağolsun gerçekten.

Trabzon hurması mı Rize hurmasımı o kadarını bilemem valla bu benim halis mulis bahçemin hurması.Çok da lezzetliydi lokum gibi.Tabi bu hurmayı benim elim eşliğinde görüyorsunuz :)

Hurma tek başına daha güzelmiş:).Tabiki de bunları götürüyoruz hiç aklınız olmasın, hurma,mandalina,kivi hiç farketmiyor mevsimine göre öğlen vaktini meyveyle geçiriyoruz :)

28 Ekim 2008 Salı

YAŞASIN,BLOGLARIMIZA KAVUŞTUK

Burada yapmış olduğumuz iş aslında tamamen amatör ruhla bir nevi yayıncılık,fakat bu kadar koşturup dururuz ama bu bloglardan para filanda kazanmış  değiliz,en azından ben hiç bir şey kazanmadım diyebilirim.Fakat paradan önemli dostluklar kazandım.

  Gelelim şimdi asil konumuza birkaç gün önce bu camiadaki bütün arkadaşlar acı bir sürprizle sitelerinin engellendiğini ve bu engellemenin bir mahkeme kararıyla oluştuğunu gördüler,inanın ben bu siteyi bir çocuğa benzetiyorum.Çocuk doğar onu çeşitli evrelerden geçirirsiniz büyütürsünüz,bu bloglarda bizler için bir çocuğumuz gibidir,gün geçtikçe daha bir büyüyorduk daha fazla insanla tanışıyorduk.Hepsi bu bizim çocuğumuz dediğim siteyle alakalı işledi.ama bana çok zor geldi bir anda çocuğunuzu birileri narkozluyor ,uyanırmı bilinmez,tabii hemen yeni bir blog yapalım dedik fakat gelin görünki o kadar zorlandıkki ,her şeye yeniden başlıyorsunuz her şey bi başka biçimde bu yaştan sonra gelde bu işe konsantre ol bakalım.NEYSEKİ ARKADAŞLAR ARMIZDA bilgi alişveriş trafiği başladı yeniden yapılanma gibi bir şey olacaktı ,çünki bu çamia bizim tutkumuz haline gelmişti blogsuz bir hayat olurmuydu.Arkadaşlıklar o kadar geliştiki bunun ve bu blogların kıymetini şimdi daha iyi anladık.ve bu gün kayseriden bir tanıdık bana mesaj atıyor ,gözün aydın olsun blogır açıldı diye ,hepimize geçmiş olsun diyor sizlere çiçek dğilde ben yukarıdaki kucak dolusu çay resmini yayınlıyorum.

21 Ekim 2008 Salı

RİZE BİRLİK BAŞKANININ AÇIKLAMALARI

  -BALIN KALİTESİ AÇISINDAN RİZE İLK SIRALARDA-        Fevzi Civaoğlu, Rize'de geçen yıl 800 ton civarında bal üretilmesine rağmen bu yıl hava şartlarının uygun olmaması nedeniyle ancak 550 ton civarında bal üretilebildiğini kaydederek, şunları söyledi:    ''Rize ülke genelinde en fazla bal üreten iller arasında ilk sıralarda değil, ancak üretilen balın kalitesi açısından ilk sıralardadır. Zaten ülke genelinde balın kilogramı 15 YTL civarında satılırken Rize'de balın fiyatının 30 ile 100 YTL arasında olması bunu göstermektedir. Ayrıca dünyaca ünlü Anzer balı da ilimizde üretilmektedir. İlimizde üretilen balın kaliteli olmasının nedeni Rize'nin bitki flora ve faunası açısından oldukça zengin olmasıdır. Ayrıca yöremizde birçok endemik bitki türü bulunmaktadır. Bunlar da ürettiğimiz balı kaliteli yapmaktadır.''    Yörede üretilen balın 'sertifikasız organik bal' olarak da adlandırılabileceğini, çünkü üretimde kullanılan bal mumunun dışında hiç bir yapay ürün kullanmadıklarını vurgulayan Civaoğlu, kovanların bulunduğu bölgelerde de hiçbir kimyasal ilaçlama yapılmadığını, bu sayede üretilen balın oldukça kaliteli ve doğal olduğunu kaydetti.        -ARI KOVANLARINA PLAKA TAKMA PROJESİ-        Civaoğlu, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Türkiye Arı Yetiştiricileri Birliği'nin birlikte hazırladıkları ve ortak yürütülen proje ile Türkiye genelinde arı kovanlarına plaka takma uygulamasının başladığını belirterek, ''Rize'de şu ana kadar 35 bin kayıtlı kovandan 10 binine plaka takıldı. Bu yöndeki çalışmalarımız devam ediyor. Kısa süre sonra uygulamayı tamamlayacağız. Bundan sonra arıcıların aldığı destekleme primi sadece plaka takılı olan kovan esas alınarak yapılacak. Bu nedenle plaka uygulaması, arıcılar için önemli bir çalışma'' dedi.        -ORGANİK BAL ÜRETİMİ-        Civaoğlu, bölgede en fazla kestane balı, ardından da çiçek balı üretildiğini bildirerek, şöyle dedi:    ''Yöremizde sertifikalı organik bal üretimi Ardeşen ve Fındıklı ilçelerinde birkaç arıcı tarafından yapılıyor. Yılda üretilen organik bal da birkaç tonu geçmez. Aslında Rize'de organik bal üretmek zor değil. Çünkü Rize'de arıcılığın yapıldığı yüksek kesimlerde zaten doğal ortam var. Bu yerlerin yakınında sanayi yok. Bu yerlerde ilaçlama da yapılmıyor. Organik bal üretiminde en önemli sorun sertifika almanın maliyetinin yüksek olması. Bu maliyeti arıcıların tek başlarına karşılaması çok zor. Ancak 10-15 arıcı birleşirse maliyet daha az olabilir.''

18 Ekim 2008 Cumartesi

KİVİLERİMİZ OLGUNLAŞIYOR

Dünyadaki kivi üretimine bakıldığında başta İtalya ve Yeni Zelanda olmak üzere, A.B.D, Fransa Şili ve Japonya izlemektedir. Çin, İspanya ve Yunanistan’da da hızlı bir şekilde gelişmektedir. Ülkemizde kivi üretimi 1988 yılında başlatılan adaptasyon deneme çalışmaları sonucunda Karadeniz, Marmara ve Ege bölgesinde rahatlıkla yetiştiriciliğinin yapılabileceği ortaya konmuştur. Bu bölgeler arasında Doğu Karadeniz bölgesi bitkinin ekolojik istekleri bakımından diğer bölgelerden daha uygun olması, kivi yetiştiriciliğinin daha ekonomik yapılabildiği ortaya konmuştur. Doğu Karadeniz bölgesinde ticari manada yetiştiriciliğinin yeni yeni yapılıyor olması birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların başında tekniğine uygun bir şekilde bahçelerin kurulmamasıdır. Bu suretle yeni kurulan kivi bahçelerinin mutlak suretle tekniğine uygun yapılması gerekmektedir.Kivi bahçeleri tesis edilirken uzun vadeli düşünmek gerekmektedir. Tesis aşamasında yapılan hataların sonraki yıllarda telafi edilmesi oldukça güçleşmektedir. Bunun için kivi üreticilerinin uzman ve bilirkişilerle diyalog halinde çalışmaları gerekmektedir.  Karadeniz bölgesinde ürün çeşitlendirilmesi ile beraber bölgedeki üreticilerin daha fazla gelir elde etmeleri sağlanmış olacaktır.Böylelikle hem bölge ekonomisine, hem de yurt ekonomisine ek bir gelir kaynağı oluşturulmuş olacaktır. Benim kiviyle tanışmam dahada eskilere dayanıyor,sadece kendi ihtiyacım olacak kadar  10  adet kivi ağacı diktim ve bu kadar kivi ağacı bile bana bir tona yakın ürün vereceğe benziyor.

kivi meyvesinin standart olarak 90 gr.üstü olması gerekmekte, benim kiviler kendi halinde olmalarına rağmen 100-150 gr. arasında ve 100 gr. üstü kiviler rahatlıkla alıcı bulabiliyor,hemde kilosu 2 ytl.den. Ne dersiniz yarısını satalımmı?

Kivilerin albenisi ortada ,tabiiki bizlerde yaradana şükürler olsun diyoruz.

Bu mübareklerden arzu eden olursa seve seve ikramım olur,yalnız buradan gelip almak şartıyla.

Dönüp dolaşıp arılardan bahsetmeden geçmek olmaz, bukivilerin bu kadar güzel olmasına arılarında katkısı çok büyük oluyor,dölleme noktasında.Kivinin hasat mevsimi kasım ayının 5 ile 25 arasında yapılmaktadır.

16 Ekim 2008 Perşembe

ARININ ÇAY İÇİŞİ

ARICILIK FAALİYET VE SONBAHAR ÇİÇEKLERİMİZ

Dünyamızın kuzey yarım küresinde sonbahar mevsimi iyice hissetirmeye başladı kendini,yani bu mevsimde bitkiler sararmış,ağaçlar büyük bir biçimde yaprağını döküp uzun kış uykusuna hazırlanıyodur şu günlerde.

oysaki ben bu fotoları bugün öğlenden önce çektim.Arılar belkide bu mevsimde bu şansı bulabildiği bir başka yer varmıdır ülkemizde kim bilir.

Eğer bu günlerde Rizeye yolu düşen olursa bana hak verecektir,Ekimin 16 sı olmasına rağmen bizim buralarda yeşilin tonunda hiç bir değişiklik olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim ve benim bunları sizlerle paylaşmam ,TÜRKİYEde bu mevsimde bu güzelliklerin olduğunu herkese göstermekten ,herkesin bu güzelliklerden haberi olsun diyedir.

Burası benim köydeki araziden bir görünüm,fotoğraftaki çiçeklerin hepsini yogun olarak arılar ziyaret etmekte ve arılar bu çiçekler sayesinde belki bal filan yapmayacaklardır ama buldukları nektarın teşfikiyle ,şu günlerde mevsim itibariyle çok güzel yavru koydular.Dolayisiyle arılar kışa siz fazla masraf etmeden kendiliğinden yoğun bir genç nüfüsla girmiş olacaklardır.Her arıcının istediği bu değilmidir.?

Evet bu çiçekler yaklaşık bir haftadır açmakta ve arılar çok güzel ziyaret ediyor

Doğal olarak merak edebilirsinizki bu bitkilerin ismini,isimleri daha konmamış çünki bu otları Rizede bizler10 senedir artarak görmekteyiz,kimsenin ektiği filanda olmadı en azından ben eken filan görmedim,bir şekilde geldi ve hızlı bir şekilde çoğalıyor.Kim bilir belki uzaylılar gelipte ekmiştirler,iyiki ekmişler diyelim.

Ve buradada bizim olmazsa o6lmazımız çay bitkisi ve onun narin çiçeğini görmektesiniz.                     Arıların  çay çiçeklerinin polen ve nektarından iyi bir şekilde yararlandığını ve bu mevsimde çiçek açmasından dolayı değeri bir kat daha artmaktadır.

7 Ekim 2008 Salı

ZİL KALENİN RESTÖRE EDİLMİŞ HALİ

Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde bulunan ve 11–12. yüzyıllarda Kommenoslar’a ait olduğu sanılan Zil Kale, yeşilliklerin arasında bir başına kalmış olsa da, doğanın içinde kaybolmayacak kadar görkemli bir yapıdır ve bölgenin en dikkate değer eserlerinden biridir. Üzerine kalenin inşa edildiği sarp kaya kütlesi; denizden 750 metre, dere yatağından ise yaklaşık 100 metre yüksektedir. Kale; dış surlar, orta surlar ve iç kaleden meydana gelmektedir. Zil Kale; Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, Rize Valiliği İl Kültür Ve Turizm Müdürlüğü tarafından aylar önce onarıma alınmıştı. Onarımı tamamlanma aşamasına gelen Zil Kale, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü Trabzon Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından denetlenmektedir. Onarımı tamamlanma aşamasına gelen Zil Kale’nin yeni yüzü, Fırtına Vadisi’nin yüksek kesimlerindeki yaylalara yağan yeni karla tanışmış oldu.

3 Ekim 2008 Cuma

PROPOLİS ÜRET DEDİLER ÜRETTİK

Geçenlerde bir sohbet esnasında saygı değer ağabeyim değerli Başkan Selehattin GÜNEY arılara bakım yaparken bu propolisleri atma demişti.İyiki de uyarmış beni.Zaten kendisi bütün arıcılara her konuda yardımcı olduğu gibi bana da propolis konusunda önerilerini iletmişti.Halbuki bu propolisleri kazıtıp atık diye yere atıyordum.Bugün havanın da iyi olması sonucu arılarım ballık katlarını almaya başladım.Sadece 8-10 tanesinden 1kg civarında son derece sağlıklı ve temiz propolis üretmiş oldum.Resimde de görüldüğü gibi propolisler bunlar işte.

Propolisin mide hastalıkları ve bağırsak hastalıklarına özellikle hemoroite çok iyi geldiğini duydum.Yaraları iyileştirme özelliği olduğndan dolayı mide ülserlerine de iyi geliyormuş.Bu tür problemleri olan kardeşlerime bir duyuru olmuş olsun.Ben de yemeye başladım.Günde 3-5 gr çiğneyip yutuyorum.Zaten yazın bayağı arı sütü yedik, şimdi de propolise devam.

Bir miktar propolisin ağızda evire çevire çiğnenmesi sonucu diş sağlığına da son derece katkısı olduğu da bilinmektedir.Diş çürümelerini ve ağızdaki birtakım bakterileri yok ediyor.

Arıların bu mucizevi maddeyi ağaçların reçine ve taze sürgün salgılarından aldıkları bir maddedir.Çam ağacının bedeninde veya başka tür bir ağacın sürgünündeyken pek bir  faydası yok açıkcası.Bizim mücizevi arılarımız bu maddeleri toplayıp bir araya getiriyorlar, kendi salgılarıyla zenginleştirerek propolisi oluşturmuş oluyorlar.Arılar bu propolisleri yapıştırma,izolasyon ve dışarıya atamadıkları ölü arıları mumyalamak için kullanıyorlar.Ezilerek veya aralarda kalarak ölen arıları dışarı atmak mümkün olmadığından ölü arıların koku verip rahatsız edebileceklerini düşünerek bu propolisle onları bir güzel mumyalıyorlar.Hiç hatasız bir şekilde hiç kimseye danışmadan kendi başlarına yapıyorlar bunu.