28 Nisan 2009 Salı

SABIRLA HAVALARIN GÜZELLEŞMESİNİ BEKLİYORUZ

Bu karakovanın resmini yaklaşık 4 gün önce çekmiştim ,dikkatle bakınız arılarkış salkımındalar,havalar 4 martan beri ortalama 4 ile 13 derece arasında mekik dokumaktadır.Bu durum arı biyolojisine hiçte uymayan bir iklim koşulu olsa gerek. yukardaki karakovanın geçen yıl bu tarihlerde çekilmiş hali arı ne güzel hem petek örüyor hemde tamamen sarmış durumda bu resim bu yılkı doğu karadenizdeki olumsuzluğu net bir şekilde anlatıyordur.şahsen benim kendi arılarımın şu andaki durumları ;1marta 8 çıta olan arılar bugün 28 nisan yinede 8 çıtadalar ,oysa geçen sene nisan 26 da arılarımın tamamı katları atılmış çoğuda katta çalışıyordu vede arılarımızı hemşin kantarlı köyüne götürmüştük,şimdilerde kantarlıya ormangülüne gidişimiz bir ay rotar yapmış durumda. hava arada bir açık olsada şiddetli poyraz hiç fırsat vermemekte.:( Bu haberi inanın benden haber yapmadığım için şikayetler geliyordu onun için yapma gereği duydum bu resimler 25 nisandan ve benim arıların bulunduğu köyümden:)
tabii başlıkta görüldüğü gibi ne tadımız var nede tuzumuz ,bekleme moduna geçtik ,sizinle güzel bir beyaz komar çiçeğini paylaşalım. Bahçedeki çiçeklerimden. KOMAR(ORMAN GÜLÜ)Açmakta yarısı enazından açtı ama hava bi müsaade etse:( En son bu resmi dün çektim hava çok güzeldi ama gelin görünki bu gün adeta donuyorduk ,resimde arılarımın bir kısmını ve köy evimizi görüyorsunuz,arılar hepside tek katlı.
Tabii yaklaşık iki aydır poyraz karayel esen ruzgarlar mutlaka güneyli esintilere dönecektir bir deniz şehri insanı olarak bu ruzgarların terse döneceğini vede uzun soluklu bir iyi havanın bizi beklediğini söyleyebilirim ve ozaman bizimde arılarımız kış modunu bozarlar ve iyi bir gelişme gösterirler inşallah diyorum ve bütün ülke arıcılarına ve yurt dışındaki dostlara güzel bir arıcılık sezonu dileklerimle ::))

17 Nisan 2009 Cuma

GÜZEL İSTANBUL(3)

İstanbulda bulunduğum 4 günden bir günü akrabalara ayırdık tabii öncelikle gitmem gerekenlere sadece;burada gördüğünüz şahis benim büyük amcamın tek oğlu MUSTAFA ARICI abim,bu mekan ona ait etiler arnavutköy iniş yolu üzerinde ,bu işin yani çiçekçiliğin üretim italat ve satış üzerinde istanbulda bir numara diyebilirim. BİR ZAMANLAR BİZİMDE ÜRETİMİNİ YAPTIĞIMIZ AÇELYALARI GÖRMEKTESİNİZ. yine mustafa abimin seradan bir fotoğraf. Üretim yapılıp buraya getirilen çiçekler satışa hazır hale getirilip bu serada saklanılıyor daha sonrada dükkana alınıyorlar. burasıda güllerin bölümü. Komarı ne hale getirmiş şu hollandalılar onuda bodurlaştırıp saksıda olacak hale getirmişler. ayni gün akşam üstü bir kaçamakta çamlıca tepesine yaptık,burada lalelerin süper bir şekilde açmış hallerini yakındaninceleme imkanı bulduk,İstanbul bu yıl tam bir lale cennetine dönmüş:) Değişik renklerede laleleri çamlıcada görmek mümkün,ama bu çiçeklerin ömrü kısadır çabuk geçeceğe benziyor. Nergis'ler güzelliklerinin yanısıra etrafa saldıkları harika parfüm kokusuda tadılması gereken bir güzellik olduğunu söylemek mümkün. Yine çamlıca ve başka bir tür lale. Buda bodur komar amcaoğlunun dükkandan. Lale yakın çekim. Tbiiki sarının yanına kırmızı koyduk. Son olarakta boğaza karşı bir anımızı ölümsüzleştirdik ,bu anı sizinle paylaşıyoruz.
 Aslında bu tarihlerde daha çok arılarımla ilgili paylaşımlar olsun isterdim ama gelin görünki arıların durumunda paylaşılacak pekte bir şeey yok arılarım şu an için geri vitese takmış durumdalar olursa bir gelişme özellikle hava durumuyla ilgili her şeyi paylaşacağız,saygılarımla.

15 Nisan 2009 Çarşamba

İSTANBUL GEZİMİZ (2)YALOVADAYIZ

Her şey İSTANBUL yönüne giderken geçmiş olduğum KADIOĞLU tüneli sayesinde olduda diyebilirim.Karadeniz sahil yolunun Ordu ,Fatsa arasındaki boloman tünellerinin sonuncusu olan kadıoğlu tüneli tabelası bana sevgili Asım kadıoğlu abiyi hatırlattı ve hemen telefonu açıp kendisine aynen şöyle dedim;torin şu anda senun emicenun tünelinden geçiyorum.tabii hemen anladı istanbula geldiğimi ve anında bana cumartesi için rezervasyon ayarladı bende memnüniyetle kabül ettiğimi söyledim abi çok iyisin sayende çok güzel mekanları gezdik yedik içtik beraber ibadet ettik;beraberimizdeki arkadaşlara sayın YUSUF ŞİMŞAK beye geziyi tertip ettiği için herkese çok teşekkür ediyorum::)) Bu sayede YUSUF kardeşimide birebir tanıma fırsatı buldum kendiside bizim karadenizli. YalovaKurtköy'e varıldı hemen arılıkta çeşitli etkinlikler başladı medya iş başında yani ,herkes en güzel anları görüntüleyip paylaşma telaşıyla iş başında. Bu arada bizler yalovada küçük yusufla tanışma fırsatıda bulduk çok şirin bir çocuk,ve tabii iki yusuf bir arada olmaz dedik bizler büyük yusufun adını yalovalı yusuftan YALOVALI ZAFER olarak değiştirdik bundan sonra zafer diyebilirsiniz.Zafer ve arkadaşi bizleri çok iyi bir şekilde misafir etmenin ilk sinyallerini zaten şu güleryüzleriyle belli etmiyorlarmı:) Zafer kardeşimizin arılığı iyi bir konumda güneye bakar vaziyette arılarını dizayn etmiş,kiraz çiçekleride sanki aksesuar olmuş. Biri çekiyor ama arkadaki neyin telaşinde anlamadım doğrusu::)) Bu foto bizlere verilen bütün misafirperverliğin ve samimi ortamın hediyesi olduğunu reklam amaçlı yayınlamaktayım.İnşallah bütün Kurtköy Ballarını en iyi şekilde değerlendirirler. Yalova Kurtköy'de gerçekten çok güzel ağırlandık, çok memnun kaldım bir kez daha  teşekkür ediyorum.Bu arada Sayın arı bakanı Ali Türk yahu insan resim çekinirken telefonla mı konuşur :) Yalovalı Zafer kardeşimin arıları ve hemen arka taraftaki arı evi görülmekte.Kendisi aynı zamanda marangozluk yapan bir arıcı.Ayrıca arıcılık konusunda Zafer kardeşime de 10 üzerinden 8 puan veriyorum.Harikaya yakın. Aslında buraya gelmemize vesile olan ve ilk kez görüştüğüm Yusuf Şimşak kardeşimin yaptırmış olduğu kovanları yükleyip götürmek için geldik.Kovanları çok güzel çok beğendim diyebilirim.Kendisine bu kovanların uzun yıllar kullanmasını ve hayırlı olmasını diliyorum. Ekip iş başında.Hep beraber 30 adet kovan ve birsürü çerçeveyi arabaya yüklüyoruz. Sayın Bakan bizi gülerek ve taktik vererek izliyor.E olacak o kadar ne de olsa Bakan :) Hem de hep gülerek bakıyor.Hep böyle gülersin inşallah Ali kardeşim.O gül yüzün hiç solmasın Bakanım. Makinenin ekranında ne var bilmiyorum ama çok hoşuna gitmiş gibi görünüyor.Karenin içinde Asım Abi de farkında olmadan bulunmuş kimin hemşerisi:)  Verilen referanslara göre Burada görmüş olduğunuz alabalık üretme tesisi şu anda atıl durumda ve harabe şeklinde.Daha önce burayı işleten kooperatif yönetimi har vurup harman savurma sonucu bu altın yumurtlayabilecek tavuk diyebileceğimiz güzelim tesisi zarara uğratıp savaştan çıkmış halde bırakıp kaderine terk etmişler.Yalovada beni üzen tek şey bu oldu.Yalovanın tabiat ve bitki örtüsü aynen Rizemizdeki gibi.Rize'de var olan bütün bitki ve ağaçların hepsi var, komar hariç, her yerde tekliğini koruyor. Bu arada yemek yiyeceğimiz mekanda otururken çekilmiş bir fotoğraf, yemeğimiz fırında pişeceği için epeyce zaman aldı vakit geçiriyorduk. Vakit orada iyi geçmedi tabi etrafı gezip keşfetmeye başladık.Tam resmi yakaladım derken Asım Abi resmin kahramanı oldu uçuşa geçti :) Ali'nin yeni hacısını burada tanıdık çok muhabbet bir insan.Esprileri de güzel de ah şu Türkçe'yi biraz daha iyi konuşabilseydi;) Hacı amcayı da çok sevdik ve iyi bir dostluk oluştu. Alabalık tesisine gittiğimizde bir sürü genç belki de tiplerini hiç beğenmeyeceğimiz gülüp geçeceğimiz bir tayfa gördük.Bir kısmı yemek yiyor bir kısmı top oynuyordu.Yemek yediğimiz yerden aşağıya doğru inerken bir de ne göreyim bu çocukların hepsi resimde görüldüğü gibi çok nizami bir şekilde saf oluşturmuş namaz kılıyorlar.Çok hoşuma giden bir anektotdu paylaşmak istedim.Allah Razı olsun hepsinden. Burayı bizim memlekedin Serenderine benzettim o yüzden de hiç yabancılık çekmedim.Çok otantik buldum şırıl şırıl dere sesi eşliğinde hep beraber keyifli bir şekilde yemeğimizi yedik. Alabalığın fırında mantar ve kaşarla karışık sebzeli olarak yapıldığını burada gördüm, çok beğendim sizin de tatmanız için tavsiye ederim. Soframız da kral sofrası gibi olmuştu.
Sonuç olarak hayatımda unutamayacağım çok güzel ve değişik bir gün geçirdim.Emek veren herkese başta Yusuf Şimşak, Asım Kadıoğlu,Ali Türk ve Yalova Kurt köyden sevgili Zafer ve arkadaşına şükranlarımı sunarım.Allah hepinizden Razı olsun, ben çok memnun oldum tekrar başka bir mekanda görüşmeyi dilerim.Bir gün Karadenize gelirseniz biz de birşeyler yapmaya çalışırız. Akşam olmuş tıpkı benim köye benziyor.Zaten buradaki insanların %90'ı karadeniz kökenliymiş.Akşamüstü en son çektiğim resim buydu, daha çok çekmek istediğim kareler oldu fakat şarjım bitti Allah kimsenin şarjını bitirmesin :)

14 Nisan 2009 Salı

İSTANBUL GEZİMİZDEN (1)

Bir komşumuzun amcasının vefat etmesi sonucu zorunlu olarak bir istanbul seyahatimiz oldu .Taksici değilmiyiz iş işte ama taksiyle deilde özel arabamla götürüp getirdik iki kardeş EKREM ve mustafa abiyi. Gelişimizi duyan duymayana haber verdi ve çok güzel anları arıcı dostlarımızla beraber olarak yaşadık .İstanbulda 4 gün kaldık o kadar dolu dolu günlerimiz olduki bir seferde degilde 4 bölümde bu güzellikleri sizlerle paylaşmak istedim.bu akşamki haberimiz daha önceki günkü hadise olduğu için öncelik verdim yarın akşamda muhteşem yalova gezimizi nasip olursa paylaşacağız.İstanbuldaki ve yeni tanıştığım arkadaşlara sonsuz teşekkürler. 9 Nisan perşembe günü cenaze namazından sonra hazır beykozdayken saim abi ve oktay beylede görüşelim dedik telefonla bağlantı kurduk randevüleştik ve hemen saim GÜREL bizi mustafa'nın kahfe'de buldu bir iki çay içip hemen tuncay'ın arılığının yolunu tuttuk.
Dalgiç iş başıhdaydı çokta güzel bir hava vardı.soldan SAİM GÜREL,DALGİÇ,SALİH ARICI Ve benim amca oğlu MUSA ARICI.
samimi bir ortam vardı ben her iki kardeşimede gösterdikleri ilgiden dolayı çok teşekkür ediyorum.
Burada enteresan bir arı suluğu görülmekte . çok güzel düşünülmüş arılar boğulmadan su içebiliyor onlar içtikçede içerdeki su boşalmış oluyor.
Dalgiç kardeşimiz çok güzel bir yerde arılığını oluşturmuş çok güzel bir düzenide olduğu gözümüzden kaçmadı bizden 8 puan aldı diyebilirim,tabii buraya kadar gelmişken önerimizide yaptık şöyleki;kardeşim bu güzel yerde 3x2.5 m. çapında bir seyyar baraka yapıninanın zevkinizi ikiye katlar hafta sonları bir akşam burada kalmak ,yatmak ne güzel olur değilmi.
Tuncay kaptan'ın arılıktan dalgiça ait arıları görmektesiniz.Buradaki aktivitemiz yaklaşık birbuçuk saat sürdükten sonra saim GÜREL'in beykozdaki köyüne gitmek üzere ayrılıyoruz.
Kısa bir süre sonra Beykoz akbaba köyüne varıyoruz bu evde saim beye ait ve çoknezih bir ortamda olduğunu söylemeliyim.
Saim bey bu işe başlayalı daha bir iki sene olmasına rağmen çok eski arıcılara taş çıkartacak kadar düzenli bir kardeşimiz bu depo evin bodrumu bütün malzeme gayet intizamlı bir biçimde yerleştirilmiş bütün malzeme olması gereken yerde ve tam bir vitrin gibi ;SAİM kardeşim senin arıların şu an için FERİZLİ'de iki kara kovanın vardı sanada arıcı notu olaraktan 8 puan benden.hiz kesmeden devam.
Saim GÜREL arılarını çok iyi bir düşünceyle ferizliye götürmüş orda daha iyi bir ortam olduğundan arıları daha iyi gelişeceğini düşünüyorum ,geriye kalan iki karakovanı vardı onları bize gösterdi biri süper 10 gün sonra başlar doğurmaya ötekinin anası maalesef olmadığını düşünüyorum ama üzülme saim nası olsa bu resmini çektiğimiz oğul verecek ilk oğulunu mutlakaki o kara kovana koyarsın içindeki düzeni bozmadan her ikiside bu vesileyle kardeş olurlar.
Son olarakta akşam üstü beraber karakovanların arasındaki anımızı ölümsüzleştiriyoruz.
Bu vesileyle gösterdikleri ilgi ve alakadan dolayı OKTAY ve SAİM beylere sonsuz şükranlarımı sunuyorum,mutlaka daha geniş bir zaman çerçevesinde görüşmek üzere.