14 Temmuz 2008 Pazartesi

VE SONUNDA ERZURUMUN 2300 M. RAKIMINDAYIZ

Nihayet Kantarlıda yaşadığımız felaketlerden sonra meşakketli yolculuktan sonra uykusuz ve perişan bir halde Ilıca/kapılı köyüne vardık.Hayırlısıyla arılarımızı hiç bir şekilde yanmadan yerlerine yerleştirdik.Biraz tehlike mevcuttu kestane balı atmışlardı Allah'a şükür hiç bir sorun yaşamadan yeni mekanlarına 5 Temmuz 2008 günü çalışmalarına hevesli bir şekilde başladılar.
Bir iki günde yerleşimimizi tamamladık, şantiyemizi kurduk.Durumlar şuan için çok iyi görünüyor.
Şantiyemizdeki oturma salonumuzdan kapılı köyünün uzaktan görünüşü ve arka planda arılar.
İki tane misafirimiz vardı o gün.Sakallı ve gözlüklü olan oflu Ahmet hoca, şapkalı olan da teyzemin oğlu Niyazi.Güzel bir muhabbet eşliğinde çay içtikten sonra onları kendi şantiyelerine doğru uğurladık.
Tabiatın bütün güzellikleri arasında bir de ben :) Bu resim herkesin ilgisini çekiyor havada nemin çok az olması nedeniyle çok berrak bir görüntü var ayrıca bulutların gölgesi ayrı bir hoşluk kazandırmış.
Üç katlı arının yanında keyfime diyecek yok.Gene keyfim gıcır :
Gerçekten doğanın her yönü ayrı bir fotoğraf karesi oluyor.Ne tarafa dönsem bir tane daha buluyorum.Bu resimlerin nicesi arasından anca bu kadarını sizlerle paylaşabiliyorum.
Çalışmalar son hız devam ediyor.Bu şekilde bozulmaz devam ederse sezon bizim için gerçekten çok çok iyi olacak Allah'ın izniyle.
İşte bu gördüğünüz materyal ayıları kaçırmak için zaman ayarlı piknik tüpüyle çalışan bombamız :) istenildiği dakikayla ayarlanıyor ve müthiş bir ses çıkıyor, ayı oğlu ayılar yamacımıza dahi yaklaşamıyorlar.Bir piknik tüpü 15 gün rahatlıkla yetiyor.Tabi gündüzleri kapalı sadece gece kullanıyoruz.
Bu arada oturma salonumuz ve mutfağımız burası.Akşamları burada bir çuval odun yakıyoruz.Diyeceksiniz ki sen orada ne arıyorsun, şöyle açıklayayım: nöbetleşerek herkes sırayla bekliyor sıra bana gelmişti, iki arkadaş beraber 10 gün oradaydık.Çok güzel dinlendik, hoşça vakit geçirdik.

TAZİYE

10 Günden beri arıları hemşin kantarlıdan kaçırıp erzuruma götürdük,bu meyanda olan gelişmelerden bihaberdim. Bu gün öğrendimki asım abinin 8 kovan arısını çalmışlar ,inanın bir arıcının başına gelecek en kötü hadise ,çok üzgünüm asım abi yapabileceğim tek bir şey var sana bomba gibi 2 koloni hediye edebilirim. büyük geçmiş olsun abi cenabi allah bunun gibi şerefsizlerden bütün arıcıları korusun...

3 Temmuz 2008 Perşembe

ÇAYELİ­ Nİ TANIYALIM

Çayeli Karadeniz Bölgesinde yer alan Rize'nin bir ilçesidir. Doğal yapı Çayeli, Rize’nin 19 km doğusunda yer alır. Yüzölçümü 473 km2’dir. Doğudan Pazar, güneyinden Çamlıhemşin ve İkizdere, batıdan Rize merkez ilçeleri, kuzeyden Karadeniz ile çevrilidir. Dar kıyı şeridi ve hemen arkasında yükselen, denize paralel sıradağlarıyla tipik bir Doğu Karadeniz kıyı ilçesidir. Büyük bir bölümü, Doğu Karadeniz Dağları'nın en yüksek kesimini oluşturan Rize Dağları'yla kaplıdır. Güney ucunda yükselti 2,000 m’yi aşar. Ekonomi İlçe ekonomisinin temeli çay üretimine dayanır. Yörede çay üretimi başlamadan önce ana ürün mısırdı. Çayeli’nde hem yerleşime, hem de bitkisel üretime elverişli tek alan dar kıyı şerididir. Nüfusun büyük bir bölümü burada toplandığı gibi, çay ekimi de bu kesimde yoğunlaşmıştır. Türkiye’deki çay ekim alanlarının üçte ikisi Rize ilinde, bunun da %18’lik kısmı Çayeli ilçesinin sınırları içindedir. Tarihçe Çayeli İÖ 700’lerde Miletoslularca kuruldu. Sırasıyla Roma, Bizans ve Rum Pontus egemenliklerine girdi. 1461’de II. Mehmet (Fatih) tarafından Osmanlı topraklarına katıldı. 1622’de Abaza korsanlarının saldırısına uğrayarak yağmalandı. Şemsettin Sami, Kamasü’l-Alam’da, önceleri Mapavri olarak adlandırılan Çayeli’nden "Trabzon vilayetinin Lazistan sancağının Rize kazasına bağlı bir nahiye" olarak söz eder. I. Dünya Savaşı sırasında Rus işgali altında kalan yöre 9 Mart 1918’de işgalden kurtuldu. Çayeli 1878’de nahiye 1944’de Çaybaşı adıyla ilçe oldu. Sonradan adı Çayeli olarak değiştirildi