Bu Blogda Ara

19 Mayıs 2008 Pazartesi

RİZEMİZİN EŞSİZ GÜZELLİKLERİ,ARILARIN SON DURUMU

Cuma akşam 10.30 gibi hemşin kantarlıdaki arılığımıza ulaşmış durumdayız.
Yorgun olduğumuz için hemen yataklara koştuk,gerçekten bu oksijende uyumak bir başka oluyor ve sabahleyinde bizi harika bir hava karşılıyor.
Etraftaki çiçekler kardan ve soğukta hiç etkilenmemuiş guibi görünüyor,buda tabiiki bizleri sevindiren bir durum.
Eeee havayı iyi gördük bu bizim için değişik bir gezinin davetçisi oldu,doğanın bize verdiği güzellikleri biz yaşadık ve sizinlede paylaşıyoruz,şelalemiz sadece bunlardan biri.
Yolumuz yayla yolu ,kardan kapalı değilse ulaşabildiğimiz en son yaylaya kadar çıkacaz,bu arda güzel organik komar çiçeklerimizide gözden kaçırmıyoruz.
Güzel bir enstantane daha....
Yaylalardan akıp gelen billur sular.
Acaba bu resmin bir benzerini dünyanın neresinde vardır ,bir yanda baharın güzellikleri ,bir yandada yeni yağan karın bu ortama kattığı armoni...
Orjinal bir şelale daha.
Burası kurt boğazı birtaraftan aşağı iniş yönü sizi fırtına vadısisine götürür.
Biz bu bileme taşına yöremizde kösre deriz ,bulmuşken hemen ahmet abinin bıçağını bileyelim dedik.
Yorum yok,yorum sizin.
Kurt boğazı denilen yer burdaki yaylaların ve yolların kavşağı oluyor,yukardaki yaylalara,kito,ambarlı ve diğer yaylalara çıkamıyoruz yeni yağan kar yolları kesmiş karlar eriyince oralarıda görecez inşallah,bizde yolu açık olan badara ya geldik,işte taze karlar.
Badara YAylası'na vardığımızda orada kimsenin olacağını tahmin etmiyorduk. Süpriz bir şekilde Özcan ve BAhtiyar abileri orada bulduk. Kendileri HEmşinli olup yaylalarının da bu yayla olduğunu biliyordum. Onların işi şuan için hayvancılık ya da başka bir iş değil tabiki, onlar şuan dinlenmek amacıyla orada bulunuyorlar. YAyla harika. Elektrik ve mobil telefon imkanları mevcut. Pansiyon tipi evlerin de yapılmakta olduğunu belirtmek isterim. Özcan kardeşim; hava biraz serin olduğundan kuzineye odunları attı ve bizi hemen içeriye aldı. HArika bir çay ikram etti bu arada kahvaltı etme imkanımız da oldu ama aç değildik.
Kahvaltı menümüz de fena değildi:) Arıcıların kahvaltı sofrası olur da sofrada bal olmaz mı? :) Yediğimiz bal buraların orjinal komar ve kestane karışımından oluşan baldır. Harika.
Yaylayı dolaşırken, 3-5 kişiye çok rahat hitap edecek ahşaptan yapılma bu pansiyon tipi evlere bayıldık doğrusu.
Çaylar içildi, herkes dinlendi güzel sohbetler edildi. Vakit veda vaktiydi şimdi. Fotoğraftakiler de (soldan sağa doğru)arıcı arkadaşım Davut SARI, yaylada bizi ağırlayan ve minübüsçü olan Bahtiyar Abi, yine arıcı arkadaşım Mehmet Ali ŞİMŞEK, bizim Ahmet ÖZDEMİR ve son olarak da mekan sahibi Özcan kardeşim. KEndisine bizi ağırladığı için tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Özellikle bu fotoğrafa ayrıca değinmek istiyorum ve bu fotoğrafı Selahattin GÜNEY başkanım için yayınlıyorum. Az da olsa sanatsal zevki olan herkes bu fotoğraftan kendisine bir duygu çıkartabilir. Karadeniz'in o kendine has havasının en güzel yansımasıdır bu fotoğraf. Bir yanda başında sis görülen dağlar bir yandan da güneş ışınlarını almakta. O eşsiz manzaranın önünde duran yaşlı çam ağaçları da portreyi tamamlayan güzel ayrıntılardan biri. Bu manzarayı yakından da görmenizi isterdim. Gerçekten güzel bir fotoğraf.
Burada orman gülü (komar) topluluğu görülmekte. Az yukarılarda ise terbiyeli bir şekilde büyütülmüş Ladin ( gürgen) ağaçları bulunmakta. Bu ağaçlar kara kovan arıcılığı için en uygun mekanlardır. Karakovanlar ağaçlara boş olarak çekilir. Orada oğul kovanlara girer ve bu şekilde organik bal üretimi başlar. Bu işe de yörede "meşecilik" denir. Meşe ile bir ilgisi yoktur fakat zamanla bu şekilde kalıplaşmış bir deyiştir.
Ormanda yapılan ormancılık çalışmaları.
Orman işletmesinin ağaçlara zarar veren kurt ve böcekleri toplamak için yaptığı bir çalışma. En az 100 tane çarpmıştır gözüme. Larva şeklinde olan böcekler özellikle çam ağaçlarının kabuklarını yiyerek ağaçlara zarar vermekte. Bir çoğunu kontrol ettim ve hiç birinde böcek göremedim. Hiç bir işe yaramadıkları halde ormanın her köşesinde bunlardan görülmekte. Ormanın doğal ve güzel görüntüsünü bozmaktan başka bir şey yaptıkaları yok. Bir de önlerine gelen çam ve gürgen ağaçlarını kesip yok ediyorlar. Bu durum can sıkıcı bir durum. Bırakın böcekler yesin daha iyi. Eko sisteme dokunmayın!
Adaşım olan Salih Amca'nın arılığı. Ayı problemi için değişik bir çözüm yolu bulmuş. Fotoğrafta dikkat ederseniz bize doğru bakan bir manken var. Mankenleri giydirip insan suretine sokarak ayı tehlikesine karşı kendince önlem almaya çalışmış. Bakalım işe yarayacak mı!
Ve cumartesi günü akşamı. Şantiyedeki yerimizde çay ve muhabbetin keyfini çıkartıyoruz.
Ve pazar sabahı. Hava yine harika. AHmet abi de karakovanı yakın takibe almış durumda. Bal geliyor mu ona bakıyor sanırım :) Karakovanları izlemek ayrı bir haz veriyor insana.
Korktuğumuz olmadı. Kar ve soğuktan fazla etkilenmedik. Arıların çalışmaları fevkalade iyi durumda.
Bir poz da bendeniz sizlere vereyim.
Fotoğrafta gördüğünüz Rize/Pazarlı emekli öğretmen Şezayi Amca. Kendisinin 12 kolonisi var ve senelerdir bizimle beraber bu işi yapmakta. Geçen yıldan beri bir rahatsızlık geçiriyor ve tedavi oluyor. İnşallah tedavisi iyi sonuç verir ve uzun yıllar boyunca bizi onunla beraber arıcılık yapma zevkinden alıkoymaz :)
Yine geçen yılki bir arıcı amcamız olan Fikri KETENCİ'yi yaklaşık bir ay önce kaybettik. Bu işi yaparken onunla beraber yaşadığımız anıları sık sık anımsıyor ve bu dünyanın ne kadar yalan olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Maddiyattan ziyade maneviyatın ne kadar önemli olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Fikri amcamıza tekrar Allah'tan rahmet diliyorum. Kendisinin bir fotoğrafı olmadığı için sizinle paylaşamıyorum.

9 Mayıs 2008 Cuma

ARILARIMIZA KAR YAĞDI

Fotoğrafı tıklarsanız karın yağdığını görebilirsiniz,bu sıra dağlar bizim köyün karşısındaki dağlar ve bu dağların rakimi arıları götürdüğümüz kantarlı dağına göre 250 metre daha düşük, demek oluyor ki bizim arıların üzerine şu an kar yağmış durumda. Arıların son durumuyla ilgili hiç bir haberim yok, gidemediğimizden dolayı fotoğraf da yok; ama karın yağdığı kesin. Allah yardımcıları olsun.
Daha karın yağıp hayallerimizin yıkılacağını bilmeden gidip yerleştiğimiz yer burası. Çiçeklenme de güzel bir şekilde başlamıştı. Oranın durumunu görünce birden heveslenmiştik ve çok umutlanmıştık. Rize'de bu yıl alışılmışın dışında bir iklim görülmektedir. MArt'da olması gereken sisli ve soğuk havalar mart ayının çok sıcak geçmesinden sonra, sıcak geçmesini beklediğimiz mayıs ayında kendini göstermekte. HAvalar çok geç olmadan düzelirse çok bir şey kaybetmiş sayılmayacağız. İnşallah düzelir.
Mandalina ağacının çiçeklenmiş hali. Bu yıl mandalina çiçeklenmesi seyrek olduğu için meyve veriminin de düşeceğini anlayabiliyoruz. Çiçekte dikkat ederseniz havanın soğuk olmasından dolayı ziyaretçi bir arının donup kaldığını göreceksiniz.
Mandalina çiçeği polen ve nektar yönünden oldukça zengin bir çiçek çeşitidir. Hava koşulları elverirse tabi.
Bu da bizim kivi bitkilerinden bir kare. Gördüğünüz üzere kiviler de çiçeklendi. Kivilerin çiçekleri polen yönünden oldukça zenginken nektar yönünden zayıftır.
15 gün önce meydana gelen şiddetli rüzgardan bir kısım kivi bitkisi hasar gördü ve kırılmalar oldu. Ayakta kalabilenler hayatlarını idame etmeye çalışıyor.
Kendi bahçemde bizzat kendim tarafından dikilen beyaz şeftali ağacı.Bu yıl meyvelerin çiçeklenme döneminde havaların çok güzel gitmesiyle ve arıların güzel dölleme çalışmalarıyla ağaçlarda bol miktarda meyvecikler görülmekte.
Bu da bizim nacizane bahçemizdeki erik ağacının meyveleri. Her meyve ağacında olduğu gibi erik ağaçlarımızda da bol meyvelenme görülmekte. Ayrıca bloğumda yayınlamış olduğum sebzelerin ve meyve ağaçlarının tümü kendi bahçeme aittir.
Bu da organik marul. Tamamen doğal. İki aydır salatalarımız bu marullarla şenleniyor. Ye ye bitiremiyoruz :) Yardıma ihtiyacımız var sanırım.
Tabi sadece meyve ve sebze bahçelerlimiz yok. Burası da bizim çay bahçelerimizden biri. Çayın topraktan bardağa hikayesini ve serüvenini bizden iyi bilen olmaz sanırım. Bir yandan arıcılık bir yandan da çaycılıkla uğraşıyoruz. Bu çay bahçesinin hasatı yapılmıştır; yani çayı toplanmıştır.Sizinle bu satırları paylaşırken bile bir bardak sıcak çay bana eşlik ediyor.

4 Mayıs 2008 Pazar

HEMŞİN ARICILIK MACERAMIZ HAYIRLISIYLA BAŞLADI

Cumartesi akşamı arıları kamyona yükledik. Ve hayırlısıyla yola çıkıyoruz ,buraya kadar herşey güzel gitti.
Hemşin kantarlı köyü
arılığımızın olduğu yerdeki içtiğimiz harika suyumuz
Daha önce arka plandan görüntülediğim gürgen ağacının arılık olan hali,bütün bu zahmetli işler ayı saldırısı yüzünden ,o ağaca arılar çekilmiş ,çok zahmetli bir iş doğrusu.
kayalar bile çiçek açmış durumda ,hava koşulları uygun giderse olacak bu yıl galiba.
görülen komar çiçekleride kantarlı köyünden,bizim yerimiz yaklaşık 6 km. daha yukarıda.orda çiçek bu kadar açmamış henüz.
Tabii daha öncede belirttiğim gibi yabani karayemiş çiçekleride en az komar kadar önemli ve karayemişlerde bol çiçek sunmuş bizlere.
ve yaklaşık 1000m.rakımda bulunan yerimize şantiyemize vardık arıları indirir indirmez yorgunluk çayımızı yudumlarken
Düzenlemelerimizi yapmak için hummalı çalışmalar gün ışımasıyla birlikte yoğunlaşıyor.
Arılar yeni yerlerinde ama daha çok iş var.
Arılığın etrafını ayı girmesin diye brandayla sardık,bakalım ayılar bu işe ne diyecekler.
Arılığımın karşıdan görünümü ,yandada her türlü donanımlı şantiyemiz görülmekte.
ahmet ÖZDEMİR sarılı olan ve benim sevgili ergin abim,kendi arılarıyla.
şantiyeden başka bir resim.
Bunlarda benim arıların bir kısmı,buradaki ön bezler arıların aşırı yüklü geldikleri için kovana rahat çıkmaları için bir düzenek,çunku arılar bala girdiklerinde altına girdikleri yük burada çok ağır oluyor,hadı kolay gelsin.
yani kardenizliyiz bizdede karakovanın hası var işte.
kara kovanın içinden bir görüntü oğul olduğu için daha dolmadı henüz.