4 Haziran 2008 Çarşamba

28 MAYIS 3 HAZİRAN ARICILIK VE DİNLENME

İşlerimin yoğunluğundan dolayı yorucu geçen birkaç aydan sonra kendime bir hafta izin vererek doğru hemşine arılarımın yanına gittim.Harika doğasıyla hemşin vadisindeki kantarlı köyündeki karamanlar mevkindeki arılarımın bulunduğu arılık şantiyesine ulaştım.İlk görüntüyü bu şelalanin ölünden veriyorum. Ayrıca bunu da sevgili Başkanım Selehattin GÜNEY Ağabeyime armağan ediyorum.
Bu da bir başka şelaleden görüntü.Gayet temiz ve bakir bir ortamdan gelmekte bu sulalr.Hiç tereddütsüz gönül rahatlığıyla içebilirsiniz.
29 Mayıs'da bile karayemiş çiçeği bulunabilen bir yerdeyiz.Çiçeğin bol olmasına rağmen havalar oldukça ağır ve yağışlı geçmekte.Haftada bir iki kez az yukarımızda bulunan yaylaya 15-20cm kar yağmakta.Nitekim bu durum arılarımızı olumsuz yönde etkilemekte.Biz bu işi zevk için yapıyoruz, arıcılık olmasa doğayla egomuzu tatmin etmiş oluyor burada da hep beraber paylaşıp gözümüzü gönlümüzü açıyoruz :)
Şantiyemizde bulunan barakamızda 4 adet ranzamız bulunmakta.Bol bol dinleniyoruz.Günlerimiz güzel geçiyor.
Bizim her ihtiyacımızı karşılamak için elektrik şart.Elektirik ihtiyacımızı da bu jeneratör sayesinde gideriyoruz.Çünkü en yakın elektrik bulunan köy bize 9km uzakta.Bu olumsuzlukları anca bu şekilde gideriyoruz, ayrıca burada telefonlar da çekmiyor.Bu da noktasız virgülsüz bir tatil ve dinlenme yapmamıza olanak sağlıyor.Zırt pırt telefon çalmıyor en azından.
Tabi her işi kendimiz yapıyoruz.Şantiyemizin yemek pişirme işleri bana ait.Bulaşıkları yıkama Ahmet Ağabeyin, Ergün Ağabey de seçmeksizin her işe koşuyor.
Burada yemek yemek de bir başka oluyor.Yan taraftaki bahçede arkadaşların diktiği organik soğanlar da ayrı bir tat veriyor bu sofrada.Gördüğünüz yandaki çaydanlık ağzına kadar dolu bir şekilde yemekten sonra içilmeyi bekliyor.
Kendisi de benim gibi Bekiroğlu akrabasından olan oto galericisi arkadaşımız Seyfullah.Ve kendi şantiyesi, hemen yanıbaşımızda konaklıyor.
Tesadüfen yoldan geçen bu köpeği aldık, yedik, içirdik ama kandıramadık.Çok sevimli bir köpekti ama bir türlü bizimle kalması için rağzı edemedik.Ve nitekim bizi terketti :) yolun açık olsun köpek(!) ne olur bizim için şurda bir iki saat arı bekleseydin.
Hamdi AŞÇI Amcaya ait arılık ve çadır.
Çeşme başında bitip tükenmek bilmeyen arıcılık muhabbetleri son hız devam etmekte.Soldan sağa Seyfullah GÜNTEPE,Hamdi AŞÇI, ve Ahmet ÖZDEMİR.
Bu sudan günde 3 litre içiyorum.Yok böyle bir lezzet, içiyorsun içiyorsun su içtiğini anlamıyorsun.Hani bir tabir vardır "şişirmiyor".
Havanın iyi olduğu Cumartesi gügü 14km yukarımızda bulunan Gito yaylasına doğru yol alıyoruz.Yol üzerindeki çifin çiçeklerini görmektesiniz.Tarih 29 Mayıs.
Yukarı doğru ilerledikçe manzaralar daha da güzelleşerek yansıyor objektifime :)
2000m yi geçtikten sonra Gito yaylası görünüyor.Bunlar yaylanın ilk evleri.Ve 2000m den sonra orman ağaçlarının yetişmesi tabiat koşullarına göre olanak sağlamıyor.Sadece yemyeşil çimen ve çiçekler mevcut, bir de beyaz komar çiçeği.
Gito yaylasının genel görünümü.Haftada 2 kez bu mevsimde kar yağdığından dolayı evlerden yukarı kısmı hiç yeşillenmemiş durumda dikkatinizi çektiyse.
Evet yaylanın mevki yerinden Kaçkar dağlarının mükemmel görünümü.Tabiki de bu sadece bir resim, resimle ne kadar yansıtabiliriz oraların olağan üstü güzelliklerini.Dilerim ki bu resimleri görüp beğenen arkadaşlar bir gün buraları canlı canlı dünya gözüyle görsünler.Belki de dünya harikalarından bir tanesidir burası.
Evet, asıl bu yaylaya gitmemizin sebebi olan ve kendisiyle İstanbul'da tanıştığım, İsmail SARI Ağabeyimizin yayladaki malikanesinin önündeyiz.Konum olarak yaylanın en güzel yerinde ikamet ediyor.
İsmail Ağabey tabi bizi görünce dört elle sarıldı.Yemek teklif etti ama biz yola çıkmadan önce resimlerde de görüldüğü gibi karnımızı doyurup çıkmıştık.Ama çaya hayır diyemedik ve harika üçer beşer bardak yudumladık.İsmail Ağabey bizi çok güzel ağırladı, harika muhabbet 3-4 saat devam etti.Kendisine bir de buradan teşekkür etmek istiyorum.
İşte İsmail Ağabeyin Gitodaki dağ evinin ihtişamı.Burası tam 2200m rakımlı bir yayla.
2000m nin endemik çiçeklerinden olan bizim yöremizde yer komarı adı verilen ve verdiği yemişler de yenilebilen bir çiçek türü.Literatürdeki ismini bilemiyorum.
Vadimizdeki havanın güzel olduğu günden bir görüntü.Keşke resmin görüntüsüyle beraber dere, su, kuş ve arı vızıltısı seslerini de aksedebilse
Arıların durumu da gördüğünüz gibi.Güçlü arılarımdan bir tanesi.Az çok bana birşeyler verecekler.Taktir Canab-ı Allah'ındır hiç süpesiz.
Burada da karşı taraftan şantiyemizin geceleyin görünümü.Işıklı yer şantiyemizin merkezi.
Yağışlı havaların vazgeçilmez eğlencemiz milli oyunumuz olan Okey :) oldukça çekişmeli geçiyor maçlarımız.Tabiki hepsinin temel amacı eğlence.
Çok güzel de çaylar demledik içtik.7 günümüz dinlenme amaçlı çok güzel geçti.Zinde ve sağlıklı bir şekilde Rize/Çayeli'ne geri döndük.Kısa bir zaman sonra tekrar gitmemiz icab etti.Nasipse orada yapacaklarımı tekrar sizinle paylaşmak üzere kalın sağlıcakla arıcı kardeşlerim ve doğa severler :)

2 yorum:

taskın dedi ki...

MANZARA
ORTAM
HERŞEY GÜZEL
BİDE BAL OLSA
DEYME KEYFİNİZE
KOLAY GELSİN

ariciahmet dedi ki...

salıh kardaş narmandan selamlar
köpek işine biraz güldüm köpeği olan birinden bilgi alsaydın ya